|
Bebeğiniz ve çocuğunuzun gelişimi
Büyüme, hücre sayısı ve büyüklüğünün artışıyla vücut
hacmi ve kitlesinin artışıdır. Gelişme ise hücre ve dokuların yapı ve
içeriğinin değişimiyle bedensel olgunlaşmayı ifade eder.
Çocukluk çağı, erkek ve dişi üreme hücrelerinin birleşmesi ile başlar ve
ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder. Çoğunlukla bu iki kavram bir
arada değerlendirilir. Çocukluk dönemini diğer dönemlerden ayıran en önemli
özellik, gebeliğin başlangıcından ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eden
bir büyüme ve gelişme süreci oluşudur. Büyüme ve gelişme bu evrede zaman
zaman daha hızlı seyreder. Doğadaki diğer canlıların yaşam süreçleriyle
karşılaştırıldığında çocukluk çağı insanda çok daha uzundur.
Çocuklar sürekli büyüyen ve gelişen organizmalar olmaları sebebiyle, sağlık
durumlarını bozan her türlü etken, büyüme ve gelişme süreçlerini
yavaşlatabilir, hatta durdurabilir. 0 - 1 yaş ya da süt çocukluğu dönemi
olarak ifade edilen devrede, büyüme hızının belirgin olarak yüksek oluşu
nedeniyle, maruz kalınan etkenler büyüme ve gelişme sürecinde daha ağır ve
kalıcı değişiklikler yaratır.
Normal büyümenin tarifi oldukça güçtür. Ancak kabaca, hastalık belirtisi
göstermeyen, yaşına uygun bedensel büyüme ve olgunlaşma, ruh ve zeka
gelişimi sergileyen bir çocukta büyüme ve gelişmenin normal olduğunu
söyleyebiliriz. Yaşa uygunluk, toplumda daha önce sağlıklı çocuklarda
yapılmış geniş çaplı araştırmalarla ortaya konmuş olan normal büyüme
eğrilerine göre değerlendirilir. Büyüme ve gelişme durumunun yaşa göre
normal, geri ya da ileri olduğunun belirlenmesi, çocuklarda klinik
muayenenin en önemli bölümünü oluşturur.
ÇOCUKLUK DÖNEMLERİ
Çocuklar büyüme süreci içinde değişik dönemlerden geçerler. Her birinde
farklı sorunların görülebildiği bu dönemler, doğum öncesi ve doğum sonrası
olmak üzere önce iki gruba ayrılır, daha sonra kendi içinde alt gruplar
halinde tasnif edilir (Tablo 1).
Sevgili anne ve babalar, Tablo 1'de gördüğünüz, gebeliğin
başlangıcından ergenliğin sonuna kadar olan evrelere, ilgili bölümlerde
ayrıntılı olarak değinilecektir. Kendine özgü karakteristikleri nedeniyle
her dönemde fizyolojik ve patolojik bulguların sınırları birbirinden farklı
olduğundan, dönemlerin her biri kendi özellikleri çerçevesinde
değerlendirilecektir.
İntrauterin Dönem
Günümüzde yaşamın döllenmeyle başladığı kabul edilmektedir. İntrauterin
dönem dediğimiz gebelik süresi, bebeğin doğumdan sonraki yaşam standardını
belirleyen en önemli evredir.
Büyüme ve gelişme, en hızlı seyrini anne karnındaki dönemde gösterir.
Özellikle gebeliğin ikinci yarısında boy ve tartı artışı daha da
belirgindir. 10. haftada bütün organ taslakları tamamlanmıştır. Grafik 1'de,
gebelik haftasına göre bebeklerin büyüme eğrilerinde görüldüğü gibi anne
karnındaki 12 haftalık bir bebeğin ağırlığı 18 gram, boyu 6,5 cm kadardır.
16. haftada ağırlık 135 gram, boy 16 cm olur. Bundan sonra sırasıyla
haftalara göre tartı / boy değerleri: 20. haftada 340 gr / 25 cm, 24.
haftada 570 gr / 33 cm, 28. haftada 900-1000 gr / 37 cm, 32. haftada 1600 gr
/ 40,5 cm, 36. haftada 2500 gr / 46 cm, 40. haftada 3400 gr / 51 cm
kadardır.
Sevgili anne ve babalar, çocuğunuzun büyüme ve gelişmesinin çeşitli
faktörlerden etkilenebileceğini unutmamalısınız. Bebeğinizin büyüme ve
gelişmesinde yavaşlama saptandığında daha sık ve yakın takibe girmeniz
gerekmektedir. Günümüzde bebeğin gebelik evresi bir muamma olmaktan
çıkmıştır. Yeni metodlarla bebeğinizin durumu belirlenebilmektedir.
İntrauterin dönemin başlangıcı olan embriyonal dönemde (0-10 hafta) bebek,
dış etkilere karşı son derece hassastır. Çoğu doğumsal anormallikler bu
dönemde maruz kalınan etkenler sonucu meydana gelmektedir. Bu nedenle
gebeliğin ilk haftalarında, diğer dönemlerden çok daha dikkatli olunmalıdır.
Fetal dönem 11. haftada başlar ve doğuma kadar devam eder. Bu dönemde doku
ve organların olgunlaşma süreci ile hızlı büyüme gerçekleşmektedir. Fetal
büyümenin değerlendirilmesinde rahim büyüklüğü, ultrason, son adet tarihi ve
bebeğe ait ölçümler gibi parametreler kullanılmaktadır.
Fetal dönemde, özellikle gebeliğin ikinci yarısında bebeğin büyüme ve
gelişmesi belirgin olarak hızlanmaktadır. Aşağıdaki tabloda sunulduğu gibi
*bebeğe, *anneye, *plasentaya ve *çevreye bağlı nedenler bebeğin gelişimini
çok çeşitli yönlerden etkileyebilirler. Bu faktörlerin önemli bir bölümü,
girişimde bulunulduğunda bebeğin gelişimini iyi yönde etkileyebilecek
özelliklerdir.
Sevgili anneler, hayatınızın en önemli evresi olan gebelik döneminde
sağlığınıza özen gösteriniz. Yeterli ve dengeli besleniniz. Düzenli olarak
gebelik kontrollerinizi yaptırınız ve zararlı çevresel faktörlerden
kaçınınız.
Böylece bebeğiniz kendi genetik potansiyeli doğrultusunda en uygun şekilde
büyüme ve gelişme gösterecektir.
Sevgili anne ve babalar, gördüğünüz gibi bebeğin anne
karnında büyümesini etkileyen birçok faktör mevcuttur (Tablo II: I-IV.
Maddeler). Bunlardan herhangi biri bebeğinizin büyümesini yavaşlatabilir.
Hamilelik esnasında hekim denetiminde yapılacak düzenli takiplerle, büyümeyi
etkileyen faktörler geç kalınmadan kontrol altına alındığında, anne
karnındaki dönemde büyüme normal olacak, sağlıklı bir bebek dünyaya
gelecektir.
Yeni doğan Dönemi
Doğumdan sonraki ilk 4 hafta yeni doğan dönemidir. Dünyaya yeni gelmiş olan
bebek, dış ortama hızla uyum sağlamak durumundadır. Anne karnındaki ideal
dönem artık sona ermiştir. Kendi vücut ısısını kendisi düzenlemek, solunum,
kan dolaşımı ve sindirim faaliyetleri gibi işlevlerini kendisi yerine
getirmek zorundadır. Bu devrede uygun oda sıcaklığının sağlanması ve anne
sütüyle beslenme son derece önemlidir.
Her annenin sütü kendi bebeği için özeldir. Erken doğum yapan annenin sütü
hızlı büyüyen ve yaşıtlarını yakalamaya çalışan prematüre bebeğin beslenmesi
için yeterli miktarda protein, yağ ve kalori içermektedir.
Sevgili anneler, bebeğinizin en iyi şekilde beslenmesini, büyüme ve
gelişmesini sağlayan anne sütünü ondan esirgemeyiniz. Bebeğinizi doğar
doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emziriniz!..
Anne sütü ilk 4-6 ay sağlıklı büyüme ve gelişme süreci için tek başına
yeterlidir!..
Sevgili anne ve babalar, yeni doğan bebeğinizin diğer dönemlerden farklı
olarak hastalık belirtisi olmayan bazı fizyolojik özellikleri vardır ki bu
özel durumları bilmenizin son derece yaralı olacağı kanısındayım.
Sağlıklı bir yeni doğanın cilt rengi gül kurusu pembesidir. Doğumu izleyen
ilk saatlerde daha koyu olabilir, ancak birkaç saat içinde normale döner.
Koyu kırmızı renk devam ediyorsa kan hücrelerinin fazlalığı söz konusu
olabilir. Solukluk ise kansızlığı düşündürür. Her iki durumda da gerekli kan
tahlilleri yapılarak nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır.
Normal yeni doğanlarda göz kapaklarında el, kol ve bacaklarda hafif ödem
saptanabilir. Doğumu izleyen birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir. Ciltte
küçük damar genişlemeleri görülebilir, çok belirginse doktorunuza danışınız.
Kalça ve sırtta kurşuni mavi renkte doğum lekesi olabilir, herhangi bir
hastalığa delalet etmez, 1 yaşına kadar kaybolur. Prematüre bebeklerde
ciltte bol miktarda tüy bulunabilir, kısa sürede dökülür.Yeni doğanların
yaklaşık %40'ında yüzde inci beyazı renkte, toplu iğne başı büyüklüğünde
kabarıklıklar görülebilir, tedavi gerektirmez. Bazen anneden geçen
hormonların etkisiyle bebeğin yüz ve boynunda sivilceler oluşabilir, kız
çocuklarda vaginal akıntı olabilir, tedavi etmeye gerek yoktur,
kendiliğinden geçer. Yine aynı nedenle yeni doğan bebeğin memeleri şiş
olabilir. Kesinlikle sıkılmamalı, düzelme zamana bırakılmalıdır.
Süt Çocukluğu, Oyun Çocukluğu ve Okul Öncesi Dönemi
Süt çocukluğu dönemi 1 - 12 ay, oyun çocukluğu 1 - 3 yaş, okul öncesi
çocukluk dönemi 4 - 6 yaş arasındaki evredir. Bu evreler birbirleriyle olan
yakın ilişkileri nedeniyle bir arada ele alınmışlardır.
Süt çocukluğu dönemi, yeni doğan döneminden sonra insan yaşamındaki en
önemli evrelerden biridir. Bebeğin doğum sonrasında en hızlı büyüdüğü
dönemdir. Bir yaşın sonunda çocuk, doğum ağırlığının 3 misline, boyu 1.5
misline ulaşır. Tablo III)
Süt çocuğunda önceleri en hızlı büyüyen bölüm baştır. 6. aydan sonra göğüs
çevresi genişler, 9. aydan sonra kol ve bacakların büyümesi öne geçer.
Beyin, sinir ve kasların gelişimi baştan ayağa doğru olan bir rota izler. Bu
nedenle çocuk önce başını tutar, sonra oturur, daha sonra yürüyebilir.
Çocuğun istemli hareketler yapma, anlama, etrafla ilgilenme, istediklerini
belirtme yetenekleri gelişir.
Sevgili anne ve babalar, çocuğunuzu tabloda sunduğumuz rakamsal değerlerle
kıyaslamayınız. Ancak büyüme-gelişme eğrisinde kendisine ait yerini bularak
takibini yapabilirsiniz. Eğride normalden sapma (özellikle düşüş)
gördüğünüzde doktorunuzla temasa geçerek altta yatan bir sorun olup
olmadığının araştırılmasını sağlayınız. (Beslenmeyle ilgili sorunlar,
infeksiyon hastalıkları vb..).
Vücut Ağırlığı
Ortalama doğum ağırlığı 3000-3500 gram kadardır. İkinci ve üçüncü çocukların
doğum kilosu birinciden, erkeklerinki kızlardan fazladır. Zamanında doğan
bebekler normal olarak ağırlıklarının % 5-10'unu, erken doğanlar
tartılarının % 10-15'ini ilk bir iki hafta içinde kaybederler. Buna
fizyolojik kayıp adı verilir.
Çocuklar ilk 6 ay içinde ayda 600-1000 gram, sonraki 6 ay içinde ayda
400-600 gram ağırlık kazanırlar. Bir bebek 5. ayda doğum ağırlığının 2
katına, bir yaşın sonunda 3 katına, üç yaş sonunda 4 katına çıkar. 7. yaşın
sonunda 7 katına ulaşır. 2 yaşından büyük çocuklarda normal vücut ağırlığını
kabaca hesaplamak için Yaş X 2 + 8 formülü kullanılabilir. Bulunan rakam
ortalama değerdir.
Sevgili anne ve babalar, her çocuk kendi büyüme eğrisinde izlenmeli, ne
kendi kardeşleriyle, ne de diğer ailelerin çocuklarıyla
karşılaştırılmalıdır.
Boy Uzunluğu
Doğumda boy uzunluğu 48 ile 52 santimetre arasında değişmekle birlikte
ortalama 50 cm kadardır. Sonraki 3 ay içinde 8 cm, ikinci 3 ay içinde 8 cm,
üçüncü 3 ayda 4 cm, dördüncü 3 ayda yine 4 cm boy uzaması olur. Çocuklar ilk
yaş sonunda doğum boylarının yarım katı olan 75 santimetreye, dört yaşında
iki katına, 13 yaşında 3 katına erişirler. İki yaşından büyüklerde yaklaşık
boy uzunluğunu bulmada Yaş X 5 + 80 formülü kullanılabilir. Elde edilen
rakam ortalama boy uzunluğudur. Normal değerler ise çok geniş bir yelpazeye
dağılır.
Sevgili anne ve babalar, ağırlıkta olduğu gibi her çocuğun boy gelişimi yine
kendi eğrisi üzerinde izlenmeli, başka çocuklarla hatta kendi kardeşleriyle
bile kıyaslanmamalıdır.
Baş Çevresi
Baş çevresi doğumda ortalama 35 cm kadardır. 3. ayda 40,5 cm, 6. ayda 43 cm,
1 yaşın sonunda 46 cm olur. Yeni doğanda baş ve göğüs çevreleri eşittir.
Birinci yaştan sonra göğüs çevresi baş çevresinden büyük olur.
Süt çocuklarında baş çevresinin her ay ölçülmesi çok önemlidir. Baş çevresi
eğrileri üzerinde değerlendirilen normalden sapmalar derhal ele alınmalı,
nedenleri ciddiyetle araştırılmalıdır. Bu sayede örneğin kısaca beyin içinde
su birikmesi olarak tarif edebileceğimiz "hidrosefali"nin erkenden tanınması
ve hasar meydana gelmeden tedavi edilmesi mümkün olabilir. Benzer şekilde
mikrosefali ( küçük kafa ) de tespit edildiğinde gecikmeden nedenleri
araştırılmalı, sebebe yönelik tedavi yapılmalıdır.
Diş Gelişimi
Diş gelişimi çocuklarda büyüme ve gelişme süreciyle doğrudan ilişkili bir
parametre olmamakla birlikte çocuğunuzun beslenmesi yönünden önem arz
ettiğinden diş gelişimine de kısaca değineceğim.
İlk diş çıkarma zamanı daha çok ırsi eğilimlere bağlıdır. İlk diş ortalama 4
- 9. aylar arasında çıkar. Ancak 15 aya kadar gecikmesi de normal kabul
edilir. Diş çıkarma sırasında hafif ateş, ishal, huzursuzluk görülebilir.
Yerel içme suyunda flor yeterli değilse, diş çürüklerinden korunmak için
kalıcı dişler çıkana dek günde 0,25 mg florun ağızdan verilmesi uygun olur.
Sevgili ebeveynler, sağlıklı bir diş gelişimi için çocuğunuza diş fırçalama
alışkanlığını mutlaka kazandırmalı, çocuk diş hekimlerince düzenli takibini
sağlamalısınız.
Kemik Gelişimi
Kafada 6 adet bıngıldak bulunur. Bunların önde yer alan büyüğü ve arkadaki
küçük olan elle kolayca fark edilir. Ön bıngıldak dışındakiler bir kaç ay
içinde kapanırlar. Öndekinin kapanması ise 3 ile 18 aylar arasında
gerçekleşir. Kapanmadaki gecikmeler doğumsal tiroid bezi yetersizliği, D
vitamini eksikliği gibi hastalıkları öncelikle akla getirir. Araştırma
sonuçlarına göre nedene yönelik tedavi yapılır.
Kemiklerin gelişimi esnasında baş büyüklüğünün vücuda oranı, kulaç
mesafeleri gibi bedensel oranlarda önemli değişiklikler olur. Çocuklarda
oturma yüksekliği gelişmeyi değerlendirmede çok yaralı bir göstergededir.
Boy uzunluğundan oturma yüksekliğinin çıkarılmasıyla bacak mesafesi elde
edilir. Her iki değer için de normali yansıtan eğriler mevcuttur. Grafikler
üzerinde yapılan değerlendirmeler, büyüme bozukluklarının erken tanısını
olanaklı kılar. Kemik gelişimiyle igili bir sorun olduğunda bu konuda
yetişmiş uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Okul Çocukluğu Dönemi
6 yaşından cinsel olgunlaşma belirtilerinin başladığı ergenlik dönemine
kadar çocuğun gelişmesindeki başlıca özellikler, gittikçe anne babaya olan
yakın ilginin azalması; öğrenme, yarışma, ödev, sorumluluk ve başarma
duygularının yerleşmesidir.
İlkokula yeni başlayan çocuklarda kısa veya uzun süreli uyum sorunları çok
yaygındır. Sınıfa annesiyle birlikte girmek, sınıfta durmamak, sıraya
oturmamak, altını ıslatmak, altını kirletmek, ağlamak, derste gezinmek, bir
şeyler yemek gibi belirtilerle kendini gösteren uyum güçlükleri birkaç gün
ya da birkaç haftayı bulabilir. Bazı çocuklarda okul fobisi görülebilir. Bu
aşırı okul korkusu aslında okuldan korkma değil, anneye aşırı bağımlı olan
çocuğun, okula gitmekle annesinden ayrılması sırasında ortaya çıkan anneden
ayrılma korkusudur.
Okula uyum sorunlarının çözümü için okula yeni başlayan çocukta okuma yazma
öğrenmekten önce evdeki olumlu ilişkinin okulda da sürdürülmesi, bir tür
anne baba modeli olan öğretmenin çocuğa duygusal doyumu sağlayacak şekilde
davranması ve bizzat kendi davranışlarıyla da çocuk için iyi bir örnek
oluşturması gereklidir.
Sevgili anne ve babalar, aynı yaştaki çocukların tartı ve boy değerleri
tıpatıp aynı olamayacağı gibi, aynı nörolojik ve ruhsal gelişim
özelliklerini sergilemezler. Bu nedenle yaşa uygun beceriler
değerlendirilirken, her bir çocuğun istenen tüm hareketleri yapması
beklenmez. Ancak normalden sapmalar varsa, doktorunuza başvurarak nörolojik
ve psikolojik durumunun değerlendirilmesini sağlamanız çok yararlı olur.
Ergenlik Dönemi
Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir. Bu süreç iç salgı
bezlerinden salgılanan hormonlar tarafından başlatılır ve sürdürülür. Testis
ve yumurtalık gibi cinsiyet organlarının ve cinse özgü dış görünüm
özelliklerinin gelişmesi, büyüme ve kemik olgunlaşmasında belirgin hızlanma,
vücut oranlarında ve bedensel yapıda değişiklik, ergenlik sürecinin
özelliklerini oluşturur.
Vücutta ergenliğe yol açan hormonal değişikliklerin başlamasından sonra dış
görünümdeki ilk değişiklikler kız çocuklarında 10 (8-13), erkeklerde 12
(9,5-15) yaşında ortaya çıkar. Değişikliklerin tamamlanması genellikle 3-5
yıl sürer. Ergenlik döneminin sonunda -kızlarda otalama 16, erkek çocuklarda
18 yaşında- bireyin büyüme ve gelişmesi büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Adolesans, kimi zaman ergenlikle eş anlamda kullanılmakla birlikte aslında,
hayatın bu devresinde vücutta oluşan biyolojik değişikliklere eşlik eden
ruhsal gelişme ve psikososyal değişiklikleri de kapsayan bir terimdir.
ERGENLİKTE BÜYÜME VE GELİŞME
Boy Büyümesi
İlk 4 yaştan sonra büyüme hızı erkek ve kız çocuklarında benzer şekilde
yılda 5-7 cm gibi oldukça durağan bir gidiş gösterir. Ergenlik
belirtilerinin başlamasıyla beraber cinsiyet hormonlarının vücut kitlesini
arttırıcı etkisiyle boy uzamasında belirgin bir hızlanma görülür.
Kız çocuklarında ergenlik erkeklere kıyasla 2 yıl daha erken başlar. Bu
nedenle büyüme hızlanması da kızlarda daha erken olur. 10-12 yaşlar arasında
kız çocukları erkeklerden daha iri olurlar. Ergenlikte büyümenin en hızlı
olduğu "büyüme hızı doruğu" kızlarda ortalama yılda 9 cm, erkeklerde
ortalama yılda 10,5 cm'dir. Ergenlik sürecinin daha geç başlaması erkek
çocuklara büyümede aşağı yukarı 2 yıl kadar bir süre kazandırır. Kalıtım
faktörlerinin etkisine bağlı olarak ergenliğe erişme yaşı çok değişken
olduğundan büyüme hızı doruğunun görüldüğü yaş da bir çocuktan diğerine
farklılık gösterir. Bu nedenle aynı yaştaki iki çocuğun ergenlik
belirtilerinin başlayıp başlamamış olmasına göre boy ve vücut yapılarında
büyük farklılıklar olması doğaldır.
Boy uzaması ergenliğin son evrelerinde giderek yavaşlar, kızlarda 16-18,
erkeklerde 18-20 yaşlarında hemen hemen durur. Ancak 30 yaşa dek omurga
büyümesinin bir miktar daha devam etmesi sebebiyle 3-4 milimetrelik bir
artış gözlenebilir.
Kilo Artışı
Okul öncesi döneminden ergenliğin başlangıcına kadar olan evrede, boy
büyümesine koşut olarak yıllık tartı artışı, 2-3 kilogram arasındadır.
Ergenlikte vücut ağırlığı kızlarda yaklaşık 16 kg, erkeklerde 20 kg artar.
Erkek çocuklarda kas gelişmesi ve iskelet kitlesinin artması vücut
ağırlığının artmasında önemli pay alırken, kızlarda tartı artışı büyük
ölçüde yağ depolanması sonucudur.
Kemik Büyümesi ve Olgunlaşması
İlk önce el ve ayakların büyümesi hızlanır. Bunu ön kol ve bacaklar, daha
sonra üst kol ve uylukların uzaması izler. Ardından enine büyüme hızlanır.
Kalçalar, göğüs ve omuzlar genişler. Kızlarda kalçaların, erkeklerde
omuzların genişlemesi belirgindir.
Yüz kemikleri hızla büyür, yüz görünümü değişir. Çene uzar ve kalınlaşır,
burun büyür, profil değişir.
Ergenlik öncesi kemik olgunlaşması kızlarda 2 yıl daha ileridir. Bu nedenle
kız çocuklarda epifizler daha erken kapanır. Boy artışı erkeklerde 17-18
yaşlarına kadar sürerken, kızlarda büyüme 15-16 yaşlarında durur.
Ergenlik Dönemiyle İlgili Sorunlar
Vücuttaki yapısal değişikliklere ve çevreye uyum gerektiren bu dönem son
derece duyarlı olunması gereken bir devredir. Çocukluktan çıkıp erişkinliğe
ilk adımını atan insanın bedeninde ve biyolojik işlevlerinde meydana gelen
değişikliklere alışması ve kabullenmesi, ayrıca fiziksel değişiklikleri
nedeniyle çevresindekilerin kendisine karşı davranışlarına alışması
gerekmektedir. Yine bu dönem okulda kendisinden beklenen sorumlulukların
arttığı, içgüdülerini kontrol ederek davranışlarında ölçülü olmasının
beklendiği bir dönemdir. Geleceği için meslek seçimi ve yaşam biçimi gibi
konularda karar vermesi gerekmektedir.
Sevgili ebeveynler, çocuğunuzun hem bedensel hem de ruhsal değişimlerin
yarattığı karmaşanın içinde boğuştuğu erişkinliğe geçiş sürecinde, anne ve
babasının mutlak desteğine gereksinimi vardır. Ona bir erişkin gibi
yaklaşmanız, sevgi ve ilginizi hissettirmeniz, sorunlarını anlamaya
çalışmanız kuşkusuz çok yararlı olacaktır.
BÜYÜME VE GELİŞMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Kalıtım ve Ailesel Faktörler
Toplumun genelinde büyümeyi etkileyen en önemli etken kalıtımdır. Kalıtım (
ırsiyet ), öncelikle boyla ilişkilidir, ancak şişmanlık ve zayıflık gibi
fiziksel özellikler de etkilenir. Büyüme geriliğinden kuşkulanılan bir
çocukta bu durumun kalıtımla ilgili olabileceğine karar vermede, anne
babanın ve varsa kardeşlerin özelliklerini değerlendirmek büyük önem taşır.
Kısa boylu ailelerin çocukları kısa, sarışın olanların çocukları açık renkli
olmaya eğilimlidir.
Cinsiyet
Büyüme gelişme süreci kız ve erkek çocuklarda farklıdır. Doğumda kızların
tartısı daha düşüktür. Doğum tartıları aynı olan erkek ve kız çocuklar
karşılaştırıldığında kızlar daha ileri bir gelişme düzeyi gösterirler.
Ergenlik dönemine erken giren kızlar hızlı büyür, ancak çabuk dururlar.
Erkeklerde kas dokusu daha fazla gelişir, boy daha uzun olur.
Beslenme
Beslenme, büyüme ve gelişmeyi etkileyen en önemli çevresel faktördür.
Çocuğun iyi büyüyebilmesi için yeterli ve dengeli beslenmesi, bu besinleri
sindirmeye yeterli bir barsak etkinliği bulunması gerekir. Süt çocukluğu
döneminde yetersiz beslenmeden boydan çok tartının öncelikle etkilendiği
bilinmektedir.
Çoğu kez beslenme kökenli bir kansızlık geliştiğinde, iştah azalmasına yol
açarak problemin artmasına neden olur. Bu durumda kansızlığın düzeltilmesi,
asıl sorunun çözülmesi için uygulanan tedavilerin başarısını arttırır.
Sevgili ebeveynler, büyüme yetersizliği düşünülen bir çocukta alınan günlük
besinlerin yeterli olup olmadığı mutlaka bir hekim tarafından hesaplanmalı,
eksiklik söz konusu ise uygun beslenme şemalarıyla tartı alımı, olması
gereken sürece oturtulmalıdır.
Hormonal Durum
Normal büyüme için bir çok hormona ihtiyaç vardır. Sağlıklı çocuklarda
hormonlar uygun miktarlarda salgılanır. Hipofiz bezinin salgıladığı "büyüme
hormonu" boyca büyümeyi, tiroid bezinin salgıladığı "tiroid hormonu" gelişme
ve olgunlaşmayı sağlar. Ergenlikte böbrek üstü bezi, testis ve
yumurtalıklardan salınan hormonlar da büyümeyi etkiler.
Büyüme hormonu yetersizliği durumunda boy kısa kalırken, konjenital
hipotiroidi dediğimiz doğumsal tiroid bezi yetersizliğinde zeka da
etkilenir.
Sevgili anne ve babalar, erken tanı konulursa her iki hastalığında tedavisi
oldukça başarılıdır. Ayrıca, hormon bozukluklarına bağlı büyüme gelişme
bozuklukları son derece nadirdir. Ancak diğer nedenler tam teşekküllü bir
merkezde yapılacak tetkiklerle bertaraf edildikten sonra düşünülebilir.
Gebeliğe İlişkin Faktörler
Bebeğinizin sağlıklı doğması yanında normal tartı ve boya sahip olabilmesi
için gereken koşulların kendine özgü karakteristikleri nedeniyle gebelik
dönemi, yaşamın diğer evrelerine göre son derece önem arz etmektedir.
Gebeliğin ilk üç ayında annenin geçirdiği virus infeksiyonları çocuk için
zararlıdır. Anne hamileyken kızamıkçık geçirdiği taktirde çocukta kalpte
bozukluk, katarakt, sağırlık, küçük kafa ve zeka geriliği ortaya çıkabilir.
Gebelik süresince ve özellikle ilk haftalarda annenin aldığı ilaçlar
dikkatle seçilmelidir. Bu dönemde alınan ilaçlar ve sigara içimi gibi
etkenler bebeği etkiler, doğuştan bozukluklara yol açabilir.
Hamilelikte röntgen, radyum gibi ışınlar çocukta küçük kafa, bel bölgesinde
yarık ya da kese, zeka geriliği ve uzuvlarda bozukluklara yol açabilir.
Hamilelikte hormon bozuklukları bebeğe zarar verebilir. Örneğin şeker
hastalığı olan annelerin çocukları iri doğarlar. Tosuncuk diyebileceğimiz bu
çocuklarda kalp, akciğer ve metabolizma bozuklukları görülebilir.
Sevgili anneler, doğacak bebeğinizin sağlığı için gebeliğiniz esnasında
mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının kontrolü altında olun,
sigara, ve alkolden uzak durun, rasgele ilaç kesinlikle kullanmayın.
Kronik Hastalıklar
Sağlıklı olarak dünyaya gelen bir bebekte kalıtımsal olarak gelen ya da
sonradan edinilen kimi hastalıklar müzminleşerek büyüme ve gelişme sürecini
olumsuz yönde etkileyebilir. Bu hastalıklar arasında kronik karaciğer
hastalığı, kronik böbrek yetersizliği, romatizmal hastalıklar sayılabilir.
Büyüme geriliği, astım ve diğer alerjik hastalıklarda da ortaya çıkar.
Bunların tümünde sebep kullanılan ilaçlar değildir. Hastalığın kendisi de
gerilikte başlıbaşına önemli bir faktördür. Ağır akciğer infeksiyonları ve
morarmayla seyreden kalp hastalıklarında da büyüme olumsuz yönde etkilenir.
Çocukların sonraki dönemlerde yaşıtlarını ne ölçüde yakalayacakları,
hastalığın seyri ve süresi, başlangıç yaşı, iyileşme sonrası geride kalan
büyüme süresi ve iyileşmenin tam olup olmaması gibi bir çok faktöre
bağlıdır.
|
|